https://dorlionjournal.com/index.php/pub/issue/feedUluslararası Dorlion Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi (DASAD) 2026-03-20T00:00:00+03:00Editoreditor@dorlionjournal.comOpen Journal Systems<p><strong>Uluslararası Dorlion Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi (DASAD)</strong>, 2023 yılında kurulan ve yılda iki kez yayımlanan, açık erişimli bir uluslararası akademik dergidir. Dergimiz, sosyal bilimlerin çeşitli alanlarında özgün araştırma makaleleri, inceleme yazıları ve çevirilere yer vermektedir. Tüm gönderimler, çift-kör hakemlik sürecinden geçerek titiz bir değerlendirme aşamasından geçmektedir. Yayın dillerimiz Türkçe ve İngilizce olup, uluslararası akademik standartlara uygun olarak geniş bir okuyucu kitlesine erişim sağlamayı hedeflemekteyiz.</p> <p>Dorlion Journal, bilimsel doğruluk, şeffaflık ve etik standartlara tam uyum ilkeleri çerçevesinde çalışarak, sosyal bilimler alanında nitelikli ve etkili katkılarda bulunmayı amaçlamaktadır.</p> <div class="kt-blog-post__content"> <div> </div> <div> </div> </div>https://dorlionjournal.com/index.php/pub/article/view/132Love and Its Formations According to Different Civilizations: A Philosophical and Sociological Analysis2026-01-19T15:48:41+03:00Emine Öztürkozturkemine25@gmail.comNiyazi Akyüzniyaziakyuz06@hotmail.com<p>Love has historically been one of the most persistent and transformative themes in both individual experience and intellectual history. A psychologicalen conceptualized as a metaphysical force, an ethical concern, and a psychological impulse, love has also functioned as a culturally regulated social phenomenon shaped by institutions, moral systems, and gender norms. This article offers a conceptual and comparative analysis of love by tracing its philosophical definitions, its civilizational transformations in Western and Islamic traditions, and its sociological reformulations in late modernity. Drawing on key theoretical perspectives-especially Giddens’s notion of the “pure relationship,” Bauman’s theory of “liquid love,” and Illouz’s analysis of “emotional capitalism”-the study argues that love has shifted from religious-metaphysical frameworks toward forms increasingly mediated by modern institutions, consumer culture, and reflexive self-identity. The article concludes that love remains both an existential constant and a historically variable social construction, deeply intertwined with the production of intimacy, the regulation of sexuality, and the cultural reproduction of gender.</p>2026-03-20T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2026 Emine Öztürk, Niyazi Akyüzhttps://dorlionjournal.com/index.php/pub/article/view/133Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Hakkında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenlerinin Görüşleri (Tokat Örneği)2026-01-21T10:55:32+03:00Mehmet Ayasmehmet.ayas@gop.edu.trRamazan Dilerramazan.diler@gop.edu.trKubat Ali Topçubaykubatali.topcubay@gop.edu.tr<p>Bu çalışma, Tokat ilinde görev yapan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi (DKAB) öğretmenlerinin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne (TYMM) yönelik görüşlerini ve uygulama sürecindeki deneyimlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, nicel verilerin açık uçlu sorularla desteklendiği karma yöntem yaklaşımı ve betimsel tarama modeli benimsenmiştir. Çalışmanın örneklemi, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında gönüllülük esasına göre katılım sağlayan 112 DKAB öğretmeninden oluşmaktadır. Veriler, 32 maddelik Likert tipi bir ölçek ve nitel değerlendirmeler için hazırlanan açık uçlu bir soru aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonuçları, öğretmenlerin TYMM’ye yönelik genel tutumlarının orta düzeyde olumlu (Ort.=3.31) olduğunu göstermektedir. Ancak, uygulama sürecine ilişkin zorluk ve kaygı algılarının (Ort.=3.85) oldukça yüksek olduğu saptanmıştır. Bulgular, öğretmenlerin model hakkındaki bilgilendirme düzeyleri arttıkça tutumlarının olumlu yönde geliştiğini ve uygulama kaygılarının azaldığını ortaya koymaktadır. Cinsiyet, mesleki kıdem, görev yapılan kademe ve okul türü gibi demografik değişkenlerin öğretmen görüşleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık yaratmadığı belirlenmiştir. Nitel bulgular; zaman yetersizliği, etkinlik yoğunluğu, öğrenci düzeyine uyarlama güçlükleri ve materyal ihtiyacını sahadaki temel sorunlar olarak öne çıkarmıştır. Sonuç olarak, modelin kuramsal açıdan vizyoner bulunduğu ancak sahadaki uygulanabilirliğini artırmak için ders saati-içerik uyumu, somut materyal desteği ve atölye temelli hizmet içi eğitimlerin stratejik bir zorunluluk olduğu önerilmektedir.</p>2026-03-26T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2026 Mehmet Ayas, Ramazan Diler, Kubat Ali Topçubayhttps://dorlionjournal.com/index.php/pub/article/view/134Türkiye’de Enerji Yoğunluğunun Sektörel Dönüşümle İlişkisi: Hizmetler Sektörü Payı Üzerinden Uzun Dönem Bir Analiz2026-02-17T13:16:28+03:00Hayriye Taşcıhtasci@gantep.edu.tr<p>Bu çalışma, Türkiye’de enerji yoğunluğunun 2000–2022 dönemindeki uzun dönem dinamiklerini kişi başına gelir ve ekonomik yapının sektörel bileşimini temsilen hizmetler sektörünün toplam katma değer içindeki payı üzerinden analiz etmektedir. Enerji yoğunluğu, bir birim ekonomik çıktı başına tüketilen enerji miktarı olarak ele alınmış; enerji verimliliği ve sürdürülebilir büyüme tartışmaları açısından önemli bir gösterge olarak değerlendirilmiştir. Çalışma, enerji yoğunluğunun tek bir ekonomik dönem altında sabit katsayılarla açıklanmasının Türkiye gibi kriz ve şoklara açık ekonomilerde sınırlı kalabileceği varsayımından hareketle, olası yapısal kırılmaları ampirik olarak test etmeyi amaçlamaktadır. Analizde ilk aşamada Bai–Perron çoklu yapısal kırılma testi uygulanmış ve enerji yoğunluğu serisinde 2001, 2008, 2018 ve 2020 yıllarında belirgin yapısal kırılma noktaları tespit edilmiştir. Bu kırılmalar, sırasıyla finansal kriz sonrası yeniden yapılanma süreci, küresel finans krizinin yansımaları, kur şoku ve maliyet baskıları ile salgın dönemindeki ani daralma koşullarıyla uyumlu bir görünüm sunmaktadır. Ardından Zivot–Andrews birim kök testi ile serilerin durağanlık özellikleri değerlendirilmiş; enerji yoğunluğu ve hizmetler payının kırılma altında düzeyde durağan, kişi başına gelirin ise düzeyde durağan olmadığı görülmüştür. Bu bulgu, farklı bütünleşme derecelerinin birlikte ele alınabildiği ARDL sınır testi yaklaşımının kullanılmasını metodolojik olarak uygun kılmıştır. ARDL sınır testi sonuçları, enerji yoğunluğu ile kişi başına gelir ve hizmetler sektörünün payı arasında uzun dönemli bir eşbütünleşme ilişkisi bulunduğunu göstermektedir. Bununla birlikte uzun dönem katsayıları beklenen yönde (negatif) olmakla beraber istatistiksel olarak anlamlı değildir; bu durum, enerji yoğunluğunun uzun dönem seyrinin yalnızca gelir ve sektörel kompozisyon üzerinden “doğrudan” açıklanmasının sınırlı olabileceğine işaret etmektedir. Buna karşılık hata düzeltme modeli, kısa dönem sapmaların uzun dönem dengeye güçlü ve hızlı biçimde döndüğünü ortaya koymaktadır. CUSUM ve CUSUMSQ testleri de model parametrelerinin örneklem boyunca istikrarlı olduğunu desteklemektedir. Bulgular, enerji verimliliği politikalarının kriz dönemleri ve maliyet şoklarını dikkate alan esnek bir çerçevede tasarlanması ve sektörel dönüşümün verimlilik yatırımlarıyla tamamlanması gerektiğine işaret etmektedir.</p>2026-03-26T00:00:00+03:00Telif Hakkı (c) 2026 Hayriye Taşcı